aynı organlar aynı şekilde çıkartılır

Kanser tedavisinde laparoskopinin avantajı:
Kapalı yöntemle yapılan ameliyat ile açık yöntemle yapılan ameliyat arasında sadece yapılış tekniği açısından fark vardır. Yani aynı organlar aynı şekilde çıkartılır ve değerlendirilir. Sonuç olarak aynı işlem yapılmış olur sadece kullanılan alet ve yöntemler değişir. Bu nedenle hastanın tedavisinin başarısı ve hastalığın tekrarlaması, yaşam süresi gibi konularda bir fark beklenmez. Ancak kapalı yöntemde hastanın karnına daha küçük kesiler yapıldığı için hastanın ameliyat sonrası ağrısı daha az olur, ayağa kalkması ve işlerini yapar hale gelmesi daha kısa sürer. Ameliyat süreleri her iki yöntemde benzerdir. Her iki yöntemde de genel anestezi uygulanır. Her iki yöntem de cerrahi açıdan benzer riskleri içerir; örneğin kanama, organ yaralanması, enfeksiyon gibi…

Kadın üreme organları kanserlerinde laparoskopik yöntemle yapılan ameliyatlar:
– Rahmin alınması (basit histerektomi, radikal histerektomi)
– Sadece rahim ağzının alınması (trakelektomi)
– Parametrektomi
– Yumurtalıkların alınması (ooforektomi), tüplerin alınması (salpenjektomi)
– Lenf nodlarının alınması yani lenfadenektomi (pelvik lend nodları, paraaortik lenf nodları)
– Omentektomi (barsakların üzerini örten yağlı dokunun alınması)
– Apendektomi (Bazı yumurtalık kanserlerinde yapılır.)
– Periton biyopsisi

Hangi kanserlerin tedavisinde laparokopik ameliyat uygulanır?
Jinekolojik kanserler yani kadın üreme organlarından gelişen rahim kanseri (endometrium kanseri), rahim ağzı kanseri (serviks kanseri), yumurtalık kanseri (over kanseri) tedavisinde laparoskopik ameliyat yöntemi uygulanabilmektedir. Bir jinekolojik kanser hakkında karar verirken öncelikle ameliyat için uygun mu diye karar verilir, ameliyat için uygun ise açık ameliyata mı kapalı ameliyata mı uygun diye karar verilir. Çünkü her kanser hastası ameliyat tedavisine uygun değildir, bazılarında öncelikle radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapi uygulanır.
Bir kanser hastasında ameliyat tedavisi uygun görülmüşse bu hasta için laparoskopi yani kapalı yöntem uygun mu diye değerlendirilirken dikkate alınan kriterlerden bazıları şunlardır:
– Hastanın kilosu
– Hastanın diğer hastalıkları
– Hastanın daha önce geçirdiği cerrahi operasyonlar
– Kansere ait kitlenin büyüklüğü ve yeri, karın içerisinde yaygınlık derecesi

Rahim (endometrium kanseri) tedavisinde laparoskopi:
Laparoskopi yani kapalı yöntemin en yaygın kullanıldığı jinekolojik kanser endometrium kanseridir. Endometrium kanserinin evresinin belirlenmesi ameliyat ile çıkarılan dokuların patolojik değerlendirmesi sonucunda yapılır; bu nedenle laparoskopi yöntemi ile rahim, yumurtalık, tüpler, omentum, lenf bezleri çıkarılır. Bu dokuların hepsi her ameliyatta çıkarılmayabilir, kanserin türüne ve hastanın diğer özelliklerine göre bu karar değişebilir. Laparoskopi yöntemi bazı hastalarda uygun olmayabilir, bu durumda açık ameliyat ile de aynı organ ve dokular çıkarılabilir. Bazen kapalı ameliyat sırasında çeşitli nedenlerle açık yönteme geçmek gerekebilir.

vde bakım sayesinde hastaların hastaneye

AHİM VE YUMURTALIK KANSERİNDE LAPAROSKOPİ YÖNTEMİ

Laparoskopik cerrahi yöntemi yani diğer yaygın kullanılan ismi ile kapalı yöntemle ameliyat tekniği yıllar içerisinde yaygınlaşmış ve geniş kullanım alanı bulmuştur. Son yıllarda özellikle kadın hastalıkları ile ilişkili kanserlerin ameliyatı için de kullanılır hale gelmiştir. Kadın hastalıkları yani jinekoloji konusunda uzun yıllardır laparoskopi yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır; yumurtalık (over) kistleri, myomlar ve rahim alma (histerektomi) ameliyatı, tüp bağlama ameliyatları yaygın olarak kapalı yöntemle uygulanmaktadır. Rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanserlerinin tedavisinde yani jinekolojik onkoloji alanında laparoskopi yöntemi daha geç kullanılmaya başlansa da son yıllarda giderek yaygınlaşır hale gelmiştir. Sadece kadın üreme organları ile ilgili kanserlerde değil; diğer organlarla ilgili kanserlerde de laparoskopi yöntemi yani kapalı ameliyat yöntemi giderek yaygınlaşmaktadır (mide kanseri, barsak kanseri, rektum kanseri, böbrek kanseri, mesane kanseri gibi…) Onkolojik cerrahide laparoskopi gibi minimal invaziv cerrahi tedavi yöntemleri giderek yaygınlaşmaktadır.

Laparoskopik cerrahi yönteminde (kısaca LS) karına büyük bir kesi yapılmadan 3-4 adet küçük delikten karın içerisine uzatılan aletlerle ameliyat gerçekleştirilir. Laparoskopik ameliyatların nasıl yapıldığı konusunda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ameliyat için açılan deliklerin yeri ve büyüklüğü aynı diğer ameliyatlarda olduğu gibidir genellikle; bir delik göbekte, bir kaç delik de karnın sağ ve dol kısmında olacak şekilde ameliyat yapılır. Deliklerin büyüklüğü yarım ve bir santimetre arasında değişir.

Kanser tedavisinde laparoskopinin avantajı:
Kapalı yöntemle yapılan ameliyat ile açık yöntemle yapılan ameliyat arasında sadece yapılış tekniği açısından fark vardır. Yani aynı organlar aynı şekilde çıkartılır ve değerlendirilir. Sonuç olarak aynı işlem yapılmış olur sadece kullanılan alet ve yöntemler değişir. Bu nedenle hastanın tedavisinin başarısı ve hastalığın tekrarlaması, yaşam süresi gibi konularda bir fark beklenmez. Ancak kapalı yöntemde hastanın karnına daha küçük kesiler yapıldığı için hastanın ameliyat sonrası ağrısı daha az olur, ayağa kalkması ve işlerini yapar hale gelmesi daha kısa sürer. Ameliyat süreleri her iki yöntemde benzerdir. Her iki yöntemde de genel anestezi uygulanır. Her iki yöntem de cerrahi açıdan benzer riskleri içerir; örneğin kanama, organ yaralanması, enfeksiyon gibi…

Hastalığın prognozunu etkileyen en önemli faktör

Palyatif tedavi nedir?
Palyatif tedavi yaşamı tehtid eden hastalıklara maruz kalmış hasta ve hasta yakınlarının hayat kalitesini arttırmaya yönelik yaklaşımlardır (WHO tanımı).

Palyatif tedavi (palyatif bakım) hastalık teşhisi konması ile başlar ve yaşam boyu devam eder. Palyatif tedavi sadece kür şansı olmayan hastalara uygulanan bir tedavi değildir, hastalığın her aşamasında uygulanabilir. Ülkeler arasında farklılık göstermekle birlikte evde, hastanede veya hospis (hospice) merkezlerinde uygulanabilmektedir. Hastaneye yatış endikasyonu olmayan ve vital bulguları stabil olan hastalar evde bakım ekipleri tarafından palyatif bakımını kendi evinde alabilir, bu hem hastanın konforu için daha iyidir, hem de daha ekonomik bir yöntemdir; Türkiye dahil bir çok ülkede bu şekilde evde bakım hizmetleri verilmektedir. Evde bakım sayesinde hastaların hastaneye gereksiz başvuruları önlenir, hastane ekipmanlarını gerektirmeyen bir çok problem evde çözülebilir; hastanın yaşam kalitesinde artma sağlanır. Evde ağrı giderme, damar yoluyla bazı ilaç tedavileri, yara pansumanı gibi bir çok işlem yapılabilmektedir.

Palyatif tedavinin amaçları nelerdir?
– Ağrıyı azaltmak
– Psikolojik problemleri gidermek
– Sosyal problemler ile ilgilenmek
– Hastanın aktif yaşam sürmesini sağlamak
– Yakınlarına hastalıkla başetmesini öğretmek

Palyatif tedavi ve bakım sürecinde kimler rol alır?
– Cerrah
– Radyasyon onkolojisi uzmanı
– Tıbbi onkoloji uzmanı
– Algoloji uzmanı
– Psikolog
– Fizyoterapist
– Diyetisyen
– Eczacı
– Hemşire
– Evde bakım ekibi

Palyatif bakım uygulanan hastalarda en yaygın görülen şikayetler:
– Ağrı
– Solunum sıkıntısı
– İştah azalması
– Kilo kaybı
– Halsizlik
– Depresyon
– Bulantı, kusma
– Kabızlık

Kanserin türü ve yaygınlığı

Dış genital bölge kanserlerine vulva kanseri adı verilir. Sıklıkla karşılaşılan semptomlar kaşıntı, vulvada kitle, kanama, ciltte renk değişikliği ve ağrı olabilir. Daha çok 60 yaş üstünde ortaya çıkar ve semptomlar hastaların çoğunda tanıdan önceki 12 aydan fazla bulunuyor olabilir. Genellikle geç tanı alırlar. Risk faktörleri arasında diğer üreme organlarına ait premalign lezyonlar, sigara kullanımı, cinsel aktivite, genital kondilom (HPV enfeksiyonu), vulvar intraepitelyal neoplazi, obezite, diabet, hipertansiyon ve düşük sosyoekonomik düzey sayılabilir.
Vulva kanserinin tanısı biyopsi ile konur.

Tedavi olgudan olguya farklılık göstermekle birlikte vulva kanserinde tedavi asıl olarak cerrahi ve radyoterapidir. Özellikle erken evrelerde cerrahi tedavi tercih edilir. Vulva kanseri radyoterapiye oldukça duyarlıdır. Radyoterapi vulva kanserli olgularda cerrahi öncesi lezyonu küçültmek, lokal nüksü ve operasyon sonrası nüksleri önlemek amacıyla kullanılmaktadır.Vulva kanserinde erken evrelerde kemoterapinin yeri yoktur. Daha çok ileri evrelerde kontrol edilemeyen olgularda radyoterapinin etkinliğini artırmak amacıyla kullanılmaktadır.

Hastalığın prognozunu etkileyen en önemli faktör evre ve lenf nodu tutulumudur.Evre1’de 5 yıllık sağ kalım %90’lara ulaşırken Evre4’te bu oran %18’dir.Tümörün büyüklüğü, yayılım derinliği, lenf nodu tutulumu, çevre organlara yayılım, uzak organlara metastaz, hücresel tip, yerleşim yeri, hastanın yaşı, birçok bölgede birbirinden bağımsız lezyonların bulunması prognozu etkileyen diğer faktörlerdir.